Dönem SonuGURBETTEN BAKISSarıoğlanda AğaçlandırmaNE OLDUDA NE OLDUMUHSİN BAŞKAN29 MART SEÇİMLERİİLGİNÇ ŞEYLERHaydi canlar bir olalım...17 Temmuz 201011 Aralık 200901 Eylül 200910 Mayıs 200901 Nisan 200927 Mart 200920 Mart 200913 Mart 2009
Olay şudur: 1957 seçimleri yine DP'nin zaferiyle neticelenmişti. Bu tarih aynı zamanda Ordu içinde cunta örgütlenmelerinin başladığı tarih olarak da bilinir. Bu örgütlenmeler içinde ilk ortaya çıkan Yarbay Faruk Güventürk'ün (sonradan general oldu) kurucusu olduğu ve siyasi tarihimize 9 Subay Olayı diye isimlendirilen cunta hareketidir.
9 Subay Olayı ve bugün çıkarılacak ders
Bugünkü yazımın muhatabı Başbakan Erdoğan ve Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ'dur. Dün bu iki insan bir araya geldi. Sanırım ortaya çıkan o malum yasa dışı belgeyle ilgili olarak üzerlerine düşeni yapma konusunda bir mutabakata varmışlardır. Başbakan Erdoğan'ı partisinin grup toplantısında dinledim. Son derece soğukkanlı ve sorumluluk duygusu içerisinde bir konuşma yaptı. Ülkemizin Başbakanına da yakışan bu tutumdur. Ancak, bu mevkilerde oturan ve milli kaderimize yön veren insanların tarihte yaşananlardan herhangi bir insandan daha fazla ders almaları kaçınamayacakları bir görevdir. Bu olayların en başında bugün yaşadıklarımızla da benzerlik gösteren 9 Subay Olayı gelmektedir. *** Olay şudur: 1957 seçimleri yine DP'nin zaferiyle neticelenmişti. Bu tarih aynı zamanda Ordu içinde cunta örgütlenmelerinin başladığı tarih olarak da bilinir. Bu örgütlenmeler içinde ilk ortaya çıkan Yarbay Faruk Güventürk'ün (sonradan general oldu) kurucusu olduğu ve siyasi tarihimize 9 Subay Olayı diye isimlendirilen cunta hareketidir. Bu cuntayı içlerinden bir subay hükümete ihbar ediyor. İhbar eden subayın ismi Binbaşı Samet Kuşçu. Son derece gevşek bir yargı süreci başlıyor. Cuntacılar yargıda pervasızca konuşmalar yapıyorlar. Kendilerini ve amaçlarını hiç gizlemiyorlar. İsterseniz olayların bundan sonraki seyrini usta kalem Can Dündar'ın 20 Haziran 2008 tarihli köşesinde yazdıklarından izleyelim: *** "...Bu laflar zapta geçti. Zabıtlar hemen Cumhurbaşkanı Celal Bayar'a ulaştırıldı. Bayar eski komitacıydı. Darbe planlarının içinden gelmişti. Olayın önemini hemen kavramış, "Liderleri budur. Bunu sıkıştırın" diye uyarmıştı. Sonra Kabine'yi toplamış, "Mesele ciddidir. Bu iş, 9 subayın işi değil. Bütün memlekette ordu içinde cuntalar kök salmıştır. Bunların üzerine ciddiyetle gidin, teşkilatı meydana çıkarın" demişti. Milli Savunma Bakanı'nı da istifaya zorlamıştı." *** Can Dündar anlatmaya devam ediyor: "... Ama Hükümet, "Komitacı Bayar"ın tecrübesine itibar etmedi. Menderes, Silahlı Kuvvetlerle çatışmak istemedi. "Bu, orduya ait bir yaradır. Bunu deşmek bütün Silahlı Kuvvetlerce sirayet ettirmek olur. Onlar kendi içlerinde halletsinler" dedi. İşi takip etmedi. Bu hatasını, pahalıya ödedi. 9 subayın yargılanması 6 ay sürdü. Sonunda 8'i beraat etti. Tek mahkum olan sanık, ihbarcı Binbaşı Samet Kuşçu oldu. "Orduyu isyana teşvik"ten 2 yıl hapse mahkum edildi. Olay kapatıldı. 2 yıl sonra, 27 Mayıs'ta Menderes'i devirecek askerler, o çekirdeğin içinden çıkacak, devrilen Cumhurbaşkanı Bayar ise yıllar sonra gazeteci Cüneyt Arcayürek'e '9 Subay olayı iyi değerlendirilse 27 Mayıs olmazdı' diyecekti." *** Yukarıdaki satırlardan hem Başbakan Erdoğan hem de Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ gereken dersi almalıdırlar. Başbakan Menderes askerine meftun bir Başbakan'dı. Ordusuna darbeciliği hiç yakıştıramadı. Ordusunu üzmekten imtina etti. Ama onun merhamet gösterdiği cuntacılar onu astılar; memlekete, bugün hala üzerimize yapışık duran deli gömleğini giydirdiler. Dönemin Genel Kurmay Başkanı Rüştü Erdelhun Paşa da askerine kıyamadı. O kıyamadığı cuntacılar 27 Mayıs gecesi komutanlarını Harp Okulu'na götürdüler ve ne yaptılar biliyor musunuz? Harp Okulu öğrencilerine tokat attırdılar. Daha başka bir şey demeye gerek var mı?